Hayatın anlamını sormayı bırakmalı ve bunun yerine kendimizi, hayat tarafından -gün be gün, saat be saat- sorgulananlar olarak düşünmeliyiz. Cevabımız konuşma ve düşünmeden değil, doğru eylem ve doğru davranıştan oluşmalıdır. Nihayetinde hayat, onun problemlerine doğru cevabı bulma ve her birey için sürekli belirlediği görevleri yerine getirme sorumluluğunu almak demektir.
İnsanın Anlam Arayışı ilk kez 1959'da yayınlandığında, Carl Rogers tarafından "son elli yılın psikolojik düşüncesine olağanüstü katkılardan biri" olarak selamlanmıştı. Kırk yılı aşkın bir süre ve 4 milyon kopya sonra, akıl almaz kayıp karşısında umuda bir övgü niteliğindeki bu eser gerçek bir klasik olarak ortaya çıktı. İnsanın Anlam Arayışı -aynı anda bir anı, bir kişisel gelişim kitabı ve bir psikoloji el kitabı- psikiyatr Viktor Frankl'ın Auschwitz ve diğer Nazi toplama kamplarındaki üç yıllık hayatta kalma mücadelesinin hikayesidir. Ancak Frankl, "büyük dehşetlerle ilgili bir hikaye" yerine, "büyük bilinmeyen ve kayda geçmemiş ordunun" verdiği "zor var olma mücadelesine" odaklanır.
Viktor Frankl'ın psikiyatr olarak eğitimi, ona hayatta kalma psikolojisi hakkında olağanüstü bir perspektif kazandırdı. Bu ilham dolu sayfalarda, "anlam iradesi"nin insan yaşamının temel motivasyonu olduğunu savunur. Bu basit ama derin ifade, onun psikolojik teorisi olan logoterapinin temelini oluşturdu ve acı karşısında insanlığı anlama şeklimizi sonsuza dek değiştirdi. Nietzsche'nin dediği gibi, "Bir 'niçin'i olan, her 'nasıl'a dayanır." Frankl'ın bu önemli çalışması, hepimize kendi hayatlarımızda daha büyük anlam ve amaç bulmak için -acıyı aşmanın ve yaşama eyleminde anlam bulmanın bir yolunu sunar.
Tükendi
Gelince Haber Ver