The Times Tarafından 2022 Yılının En İyi Sanat Kitaplarından Biri Seçildi
Genç Lucian Freud’un mektuplarının tıpkıbasımları, derinlikli bir bağlam ve yorum eşliğinde, sanatçının kişiliğinin ve yaratıcı pratiğinin temellerini gözler önüne seriyor.
Genç Lucian Freud, arkadaşı Stephen Spender tarafından "tamamen canlı, tamamen insan olmayan bir şey gibi; bir cüce cin, bir peri çocuğu ya da eğer erkek bir karşılığı varsa bir cadı" olarak tanımlanmıştı. Sanatçının tüm bu cazibesi ve dehası, burada bir araya getirilen mektuplarda kendini gösteriyor. Okul çağındayken ailesine gönderdiği mesajlardan, arkadaşlarına, sevgililerine ve sırdaşlarına yazdığı mektuplara ve özenle seçilmiş, genellikle süslenmiş kartpostallara; hamileri ve iş ortaklarıyla olan yazışmalarına kadar uzanan bu metinler; nükte, şefkat ve saygısızlıkla harmanlanıyor.
Nadir görülen fotoğraflar ve Freud'un sıra dışı eserleri eşliğinde sunulan her bölüm, sanatçının hayatına dair samimi anlatılarla birlikte gelişen sanatını da haritalandırıyor. Freud'un Stephen Spender ve John Craxton ile olan erken dönem dostluklarının, East Anglia'daki sanat okulundaki çılgın günlerinin ve bir dönem ticari denizci olarak yaptığı görevin izini sürüyoruz. Kitabın öne çıkan noktaları arasında, Freud’un 1946'da Paris'e yaptığı ilk seyahate dair anlatıları ve Picasso, Alexander Calder ve Giacometti (ona göre Harpo Marx'a benziyordu) ile karşılaşmaları yer alıyor. İlk aşkı Lorna Wishart ve ikinci eşi Caroline Blackwood ile karşılıklı mektupları da bir o kadar aydınlatıcı. Arkadaşları ve sırdaşları arasında Sonia Orwell ve Ann Fleming de vardı; her ikisine de yazılmış, bugüne kadar bilinmeyen olağanüstü mektuplar bu kitapta yer alıyor. Ann Fleming'e, 1953 yılında Biarritz'de gerçekleşen yüksek sosyete maskeli balosuna dair altı sayfalık, oldukça komik bir betimleme yazmıştı. Ayrıca Ann ve eşi Ian'ın Jamaika'daki evleri Goldeneye'da kalmaya gitmişti. Oradan, (ders vermesi gereken) Slade Güzel Sanatlar Okulu'ndaki meslektaşlarına bir dizi mektubun yanı sıra şu telgrafı göndermişti: "LÜTFEN ON ADET GRİ YEŞİL INGRES KAĞIDI GÖNDERİN". Kitap, 1954 yılının başlarında, 31 yaşındaki sanatçının Venedik Bienali'nde Britanya'yı temsil eden sanatçılardan biri olarak yer almasıyla —yani erken kariyerinin zirve noktasıyla— sona eriyor.
David Dawson ve Martin Gayford tarafından ortaklaşa kaleme alınan bu eser, Freud'un birçoğu ilk kez gün ışığına çıkan yazışmalarının yayımlanmış ilk koleksiyonudur. Freud'un sanat eserlerinin reprodüksiyonlarının yanı sıra faks kopyalarıyla basılan mektuplar, onları sanatçının gelişim gösterdiği ilk otuz yılındaki yaşamı ve ilişkilerinin hikayesine bağlayan bir anlatıyla birleştiriliyor. Bu mektuplar, toplu olarak, onun erken dönem yaşamına ve sanatına dair güçlü bir içgörü sunuyor.
Tükendi
Gelince Haber Ver