Dawn
Sevgi Soysal’ın efsanevi eseri Şafak, ilk kez İngilizceye çevrilen bu edisyonuyla; kara mizahı, keskin gözlemleri ve toplumsal adaletsizlik, militarizm ve cinsiyet eşitsizliğine yönelik zehir gibi eleştirileri bir araya getiriyor.
Adana’da gece çökerken; eski bir işçi olan, ayı gibi sıkı sarılan, Güneydoğu şivesiyle konuşan ve bir çocuğun ruhunu taşıyan Ali’nin evinde akşam yemeği konuklarına köfteler ve kadehler dolusu rakı ikram edilmektedir. Konuklar arasında, sol görüşlü olduğu gerekçesiyle hapis yatıp yeni tahliye edilmiş ve sürgün hayatı yaşayan gazeteci Oya ile yeni tanıştığı Mustafa da vardır. Birden kapı bir tekmeyle devrilir; içeri dalan polisler konukları toplayıp bütün gece sorgulanacakları ve işkence görecekleri nezarethaneye götürürler.
Özgürlüğün tadını yeni almışken, yeniden hapse girme düşüncesi Oya’da klostrofobik bir kaygıya ve korkuya dönüşür. Hapishanedeki günlerinden kesitler zihninde canlanır: mahkumların galiz küfürleri ve daha vahşi kahkahaları, şiddetli kavgaları ve kendinden geçmişçesine göbek atmaları ya da bir bardak çayın verdiği o sessiz huzur... Eski koğuş arkadaşları, hiçlikten öfke ve neşe yaratmışlardır. Onların bu taşan direnci, Oya’ya gece boyunca savaşma gücü verir; bu güç, bu parıldayan ve berrak romanın her kelimesine sinmiştir.
Tükendi
Gelince Haber Ver